GÖÇERLİ'NİN SU SORUNU ÇÖZÜLÜYOR
Bir gün muhtar Mehmet Altıntaş, Yusuf Hocaya bir gerçeği aktarır. Köy susuzdu. Yaylada bol su vardır. Ancak yayla Doğanlı köyü ile Göçerli'nin ortak tapulu malıdır. Doğanlı'lar Demokrat Partili, Göçerli CHP'lidir. Bu nedenle su verilmez. Yazılan dilekçeler dikkate alınmaz. Köyün kadınları sularını 5 km. uzaklıktaki Sarnıç'dan alırlar. Sarnıcın suyu "şır şır" akar. Bunu için uzun kuyruklar ve bekleyişler olur. Hem bu yer göz ardı da olduğundan, kadınlara erkeklere cinsel tacizde bulunurlar. Durumu ağlayarak bizim hocaya anlatır. O gece uyuyamayan Yusuf hoca bir cinlik bulur. Muhtarın kardeşi bakkal Osman, az buçuk okuryazar. Muhtardan seçmen listesini ister. 160-170 seçmeni vardır. Tümünün isimlerini sıralar. Yarısını bakkal Osman, yarısını da kendisi parmak basarak imzalar. Sonra da bir dilekçe yazar:
Demokrat Parti İlçe Başkanlığına / Dinar
Senelerdir mensubu bulunduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi'den tüm köylü olarak istifa ettiğimizi ve Vatan Cephesi'ne iltihak ettiğimizi arz ederiz. Göçerli Köyü adına Muhtar Mehmet Altıntaş. Parmak izi. Köy muhtar mühürü.
Muhtar dilekçe ve imzaları götürüp ilçe başkanına veriyor. Başkan mutluluktan uçuyor. Sonunda "muhtar sizin su şimdi çok kolay gelir" diyor. Sen yarın Afyon'a git, saat 13.00 de Afyon valisi kapısında bulun, ben o saatte valiyi arayıp gerekeni söylerim diyor. Dediğini yapıyor muhtar. Vali muhtarı çağırıp dinliyor, Bayındırlık Müdürünü çağırıp emir veriyor. Bir hafta sonra mühendisler gelip rapor yazıyor, kaynaktan çıkan su ikiye bölünüp yarısı Doğanlı, yarısı Göçerli'ye ayrılıyor. Su için tüm köylü kadın, erkek, seferber olup 3 ayda su yolu kazılıyor. 1 ayda boru döşenip bol suya köy kavuşuyor. Çeşmeden su akarken muhtarın şu sözleri geliyor aklına: "Hocam susuzluk yüzünden karımız kızımız çok zor durumda kaldı, suyu gelmesini sağlayalım da hiç olmazsa bundan sonra gelecekler kurtulsun"
Su sorunundan sonra iki yıllık uğraşla cami avlusuna taş ve çamurdan bir mescit yapılıyor Yusuf Hoca, okulu camiden ortaya taşıyor. Yeni okul yaptıramadan da köyden ayrılıyor. Buradan Karataş köyü, ardından da Dinar merkez Atatürk İlkokulu'na atanan Yusuf Çelikdemir TÖS'ün Dinar kuruculuğunu ve başkanlığını da yapıyor. 1970 yılında TÖS binası bombalanıyor. Buna tepki olarak yürüyüş düzenleniyor. Karakollar, yargılanmalar yapılıyor.
TÜRKİYE'DE İLK DEFA OKULA BOYKOT
Yıllar sonra 1966-1967 öğretim yılında Dinar'da TÖS başkanlığı yaparken eskiden görev yaptığı Göçerli'de 5 öğretmenin bir derslikte 5'li öğretim yapmak zorunda kaldığını duyuyor. Tüm istemlere rağmen devlet okulu büyütmeye yanaşmıyor. Bunun üzerine köye giden Yusuf Hoca, öğretmenleri toplayıp onlara "Okula boykot" fikrini anlatıyor. Muhtar ve azaları çağırıp, "Sizler bir hafta çocuklar okula yollamayın, öğretmenler okulda mesai süresinde beklesinler. Gelen olursa çocuklar okula gelmiyor, köylüde tek sınıfta çocuklarımız okuyamıyor, onun için yollamıyoruz, desinler" diye öğütlüyor. Gerçekten bir hafta çocuklar okula gitmeyince Afyon Valisi Milli Eğitim Müdürü köye gelip şeref sözü veriyorlar ve bir yıl sonra köy 5 sınıflı okuluna kavuşuyor.
VE, EMEKLİ ÖĞRETMEN
Yusuf Çelikdemir'in yaşam öyküsü birkaç kitaba konu olacak büyüklükte. O yaşamını kitaplaştırmak arzusuyla şimdilerde yazıyor. Yüzlerce öğrencisi olmuş. Yıllar sonra İzmir Karabağlar'a yerleşip emekli olmuş. Çocuklar evlenip çora çocuğa kavuşmuşlar. Şimdilerde tek rahatsızlığı ihtiyarlık. "Hani derler ya, bir fakirlik bir de ihtiyarlık" eve sokmaya gelmez. Bir girdimi bir daha da gitmek bilmez. Çok şükür emekli maaşı ona yetiyor. İhtiyarlık ile tanışmış bir kere. Ona nice sağlıklı yıllar diliyoruz. Yetiştirdiği yüzlerce öğrencisi adına teşekkürlerimiz sunuyoruz. Geçmişte görev yaptığı köyler ve köylülere kuşkusuz hizmetleri olmuş, emeği geçmiştir. Onlara da minnetlerimizi duyuyoruz. Sen çok yaşa Yusuf Hocam, sizler çok yaşayın.